17 Nisan 2022 Pazar

Yüzümüz Ruhumuz Hakkında Neler Söyler?


Ağzınız kalbinizin tertemiz olduğunu söylese de kulaklarınız veya çene yapınız onu yalancı çıkarabiliyor. Gerçek kimliğimizin kendini görünür kıldığı, zihinsel/ruhsal varlığımızın fiziksel bir niteliğe kavuştuğu yüzümüz duygularımızın ve sağlık durumumuzun kendisini aşikar ettiği ilk yer. Yani yüzümüz okunmayı bekleyen bir kitap gibi...

Yüzünüzün şekli, bakışlarınızın derinliği, dudaklarınızın rengi; duygusallık düzeyiniz, yalana meyletme ihtimaliniz, problemleri çözme yollarınız, ne kadar paragöz olduğunuz, hırslarınız, tutkularınız ve iletişim becerileriniz gibi pek çok karakter özelliğine dair ipuçları veriyor.

Antik Çin’de ve Antik Yunan’da kullanılmaya başlanan ve günümüzde de popülerliğini sürdüren yüz okuma sanatıyla yüz çizgileriniz ...

Gözler yalan söylemezmiş; ama yüz okuma sanatına bakılırsa yüzünüzde gözler haricinde yalan söylemeyen onlarca bölge ve çizgi var. Dudaklarınızın sakladığını kaş biçiminiz, göz şekliniz ya da alnınız ele verebiliyor. Ağzınız kalbinizin tertemiz olduğunu söylese de kulaklarınız veya çene yapınız onu yalancı çıkarabiliyor. Gerçek kimliğimizin kendini görünür kıldığı, zihinsel/ruhsal varlığımızın fiziksel bir niteliğe kavuştuğu yüzümüz duygularımızın ve sağlık durumumuzun kendisini aşikar ettiği ilk yer. Yani yüzümüz okunmayı bekleyen bir kitap gibi...

Yüzünüzün şekli, bakışlarınızın derinliği, dudaklarınızın rengi; duygusallık düzeyiniz, yalana meyletme ihtimaliniz, problemleri çözme yollarınız, ne kadar paragöz olduğunuz, hırslarınız, tutkularınız ve iletişim becerileriniz gibi pek çok karakter özelliğine dair ipuçları veriyor.

Antik Çin’de ve Antik Yunan’da kullanılmaya başlanan ve günümüzde de popülerliğini sürdüren yüz okuma sanatıyla yüz çizgileriniz, kulaklarınız, çeneniz, dudaklarınız sizin hakkınızda pek çok doğruyu gün yüzüne çıkarıyor. Doğu kültüründe ‘ilm-i sima’ diye bilinen, bugün ‘fizyonomi’ olarak adlandırılan yüz okuma sanatı günümüzde iş dünyasında, emniyet kuvvetlerinde, istihbaratta, psikolojide ve iletişim alanında kişileri tanıma ve karakterleri analiz etme işinde kullanılıyor.

Ancak yüz okuma sanatı, azaların belirli özelliklerine kabataslak bakarak kişinin karakter yapısının çözüleceği ve çeşitli saptamalar yapılabileceği anlamına gelmiyor. Bu alanda eğitim gören fizyonomi uzmanları yüzün her bir bölgesini teker teker inceleyip analiz etmek yanında, organların bütünsel duruşunu da değerlendirme kapsamına alıyorlar. Aynı zamanda bir yüz okuyucusu olmak için coğrafi ve iklim koşullarının, kalıtımın, gelişimin yüz şekli ve organları üzerinde oynadığı rolü de hesaba katmak gerekiyor. Yani yüz okuma sanatı, kısıtlı kurallarla hemen sonuç alınan basit bir yöntem olmanın ötesinde, içinde pek çok değişkeni barındıran zorlu bir uygulama alanı.

Fizyonomiyi bir tür fal veya tahmin aracı olarak görmek de hatalı. Geçen yüzyılda yapılan istatistiksel verilere göre yüz okuyarak yapılan karakter tahlillerinde %93 oranında doğruluk saptanmış. Yıllarca süren deneylerin ortak sonuçları ve istatistiksel veriler ışığında en son halini almış bu alan. Aynı zamanda unutulmaması gereken bir nokta var. Fizyonomi uzmanlarına bakılırsa fizyonomi, çevrenizdeki insanların sizin gerçek karakterinizi belirleyebilecekleri ve davranışlarınızı kestirebilecekleri anlamına gelmiyor. Bu alan diğerlerinin sizi nasıl gördüğünü, yani dış dünyada nasıl algılandığınızı anlamanıza imkan veriyor sadece. Karşınızdakinin birkaç yüz çizgisine bakarak onun bir düzenbaz olduğuna karar vermek ya da size düşmanca hisler beslediğine kanaat getirmek gibi peşin hükümlerden de olabildiğince kaçınmak gerekiyor. Aksi takdirde yanlış değerlendirmeler neticesinde çevrenizdekileri daha iyi tanımak yerine onları birer birer kaybetme tehlikesi yaşayabilirsiniz.

Yüz Okumanın Tarihçesi

Antik çağlardan beri binlerce yıldır bilgeler yüz özelliklemizin kaderimizi veya karakterimizi belirleyip belirlemediğini merak ettiler. Bu anlamda bir insanın yüz özelikleriyle yaşam çizgisi arasında bir korelasyon olup olmadığını anlayabilmek için yapılan çeşitli çalışmaları bir araya getirdiler. Aristo, Antik Yunan’da fizyonomi üzerine bir kitap yazdı ve yüz, beden ve sesin fiziksel özelliklerini inceledi. Homer ve Hipokrat pratik felsefenin antik bir yöntemi olarak yüz okuma hakkında yazılar yazdılar. Ortaçağ’da fizyonomi astrolojiyle birleştirildi ve ilahi sanatların bir parçası haline geldi. Doğu kültüründe de kendine yer bulan yüz okuma, Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın, 1756 yılında yazdığı Marifetname’sinde de karşımıza çıkmaktadır. 18. ve 19. yüzyıllarda Avrupa’da potansiyel suçluları bulabilmek için krimolojiye ait bir çalışma alanı olarak kullanılan fizyonomi, 20. yy’a gelindiğinde halk arasında yaygın olan bir batıl inanç olarak görülmeye başlandı. Bugünse psikanalizde, istihbaratta, yönetimde ve iletişm alanında etkili bir kaynak olarak kullanılıyor.

YÜZ OKUMA ALFABESİ

Yüzün hangi bölümünün büyüklüğü, küçüklüğü ve biçimi neye işaret eder, öğrenmek isteyenler için ayrıntılı bir kaynak sunuyoruz size. İşte karşınızdakinin sizi nasıl algı-ladığını için anlamak için yüz okuma alfabesi.

ALIN

Geniş: Entelektüel, hayal gücü kuvvetli

Normal: Dengeli, yetenekli

Açık: Sosyal, paylaşımcı, eli açık

Dar: Çok dikkatli, dakik, rakamlarla arası iyi

Dörtgen: İyi kalpli, alçak gönüllü, asil

Dik: Bağımsız

Yuvarlak: Hınçlı, çabuk sinirlenen

Aşırı enli: Kibirli, övünmeyi seven

Bombeli: İnisiyatif sahibi, uyumlu

Çökük: Zorluklara karşı direnci olmayan, ürkek

Aşırı küçük: Cimri, çabuk sinirlenen

Kırışıksız ve düz: Kibarlığa yatkın, dış görünüşe önem veren, süslü

KAŞLAR

Kalkık: Dinamik, hırslı, kolay sinirlenen

Düz: Rahatına düşkün, iyimser, dünyayla barışık

Geniş: Ufku geniş, güvensiz, hassas

Uzun: Güçlü, dirençli

Aşağıya doğru inen: Ters, hoşgörüsüz, kendisinden başka hiçbir fikri kabullenmeyen

Kısa: Sakin karakterli, duygusal, aktif

İnce: Esnek, başarılı, kolay pes eden

Çalı gibi: Güçlü yaradılışlı, başarılı

Kalın ve siyah: Dürüst, alçak gönüllü

Burnun üzerinde birleşen: Çabuk sinirlenen, cimri, dengesiz, maceracı

Kalın, aşağı doğru kavisli: Hayal gücü kuvvetli

Gözlere yakın, hilal şekilli: Ters, başına buyruk

Kavisli ve yüksek: Hayat aşkıyla, enerjiyle dolu

Aşağı doğru: Centilmen, sahiplenici, ciddi ilişkiler yaşayan

GÖZLER

Çukur: Ciddi, gizemli, zaman zaman gaddar, sezgileriyle hareket eden

Burna yakın: Konsantrasyonu kuvvetli, titiz, kararlı

Büyük: Açık, kibar, sözüne güvenilir, tembel

Küçük: Odaklanmış, özel, cesareti ve iradesi zayıf

Ne büyük ne küçük: Asil karakterli

Patlak: Hevesli ve meraklı

Parlak: İhtiraslı

Dış uçları aşağı doğru: Empati yeteneğine sahip, problemleri öngörebilen; bu nedenle de hayal kırıklığına uğramayan, merhametli

Göz rengi:

Koyu kahve veya koyu mavi: Güvenilir, ciddi

Koyu gri: Cimri

Gri: Sadık

Yeşil: İsabetli karar veren, kinci ve son derece kıskanç

Kahverengi: Diğerlerini düşünen, uysal ve uyumlu, zaman zaman sadakatsiz ve işler istedikleri gibi gitmeyince de çabuk sinirlenen

Kestane rengine yakın: Dengeli

Kurşuni mavi: Şair ruhlu, romantik, pratik işlerde başarısız, hayalci ve dalgın

Siyah-kahverengi-yeşil: Enerjik.

Siyah: İhtiraslı, ateşli, coşkulu, kurnaz

Mavi: Hassas, çevresi tarafından çok sevilen, çevrenin sevgisine ve takdirine bel bağlayan, üstlendiği vazifelere pek düşkün olmayan

Göz Kapakları

Görülebilen göz kapakları: Verdiği sözü tutan, ilişkilerde samimiyete ve sadakate önem veren, karşısındaki kişilere karşı da aynı beklenti içinde olan

Az görülebilen göz kapakları: İlişkilerde bağlılığa da bağımsızlığa da eşit derecede önem veren, dengeyi sağlamayı bilen

Görünmeyen gözkapakları: Çok iyi odaklanabilen, kişisel özgürlük alanına çok önem veren ve buna saygı gösterilmesini isteyen Aşırı büyük gözkapakları: Ciddiyetsiz, düşünmeden hareket eden

Alt göz kapakları sarkık: Alkole meyilli

BURUN

Dar: Kontrolcü

Geniş: Kendine güveni tam, iyi bir lider

Dolgun: Güçlü, inatçı, cömert ve sabırsız

Küçük ve kısa: Kibirli, cimri, kötü kalpli

Dışa doğru: Lider ruhlu, idare etmeyi seven ve temsilci ruhlu

Düz ve kalkık: Şehvetli, ihtiraslı

Kambur: Barışçı, cömert, eli açık

İçe doğru: Yardımlaşmayı seven, girişken

Sivri: Çabuk sinirlenen, meraklı

Uzun, ağza kadar uzanmış: Cesur, kahraman, akıllı, adil

Geniş ve düz: Sosyal ama kararsız

Burun deliklerinin duvarları kalın: İyi kalpli

Burun deliklerinin duvarları ince: Hırçın

Burun delikleri geniş: Sinirli

Dairevi burun delikleri: Alçakgönüllü

Burnun alınla birleştiği yer çökük: Şehvetli

DUDAKLAR

Geniş ve düşük: Cömert

Kısa ve kalkık: Gururlu

Büyük: Cesur, savaşçı ruhlu

Ensiz, büyük: Hilekar, yalancı

Aşırı büyük alt dudak: Tembel

İnce, ensiz: Şan ve şöhret tutkunu

Kalın ve kalkık: Ağzı kalabalık

Birbirine çok yakın ve sıkışmış: İtici mizaçlı, geçimsiz

Kalın, sarkık: Zevke ve eğlenceye düşkün

İnce ve düşük: Öz konuşan

Üst dudak ve damak önde: Huysuz ve kavgacı

ÇENE

Geniş: Otoriter, dediğim dedik

Aşırı enli, dörtgen: Acımasız, enerji dolu, kaba

Aşırı yuvarlak: Enerji dolu

Dar: Yumuşak başlı

İkiye ayrılmış: Kararsız

İleriye doğru çıkık: İnatçı, hoşgörüsüz

Gamzeli: İnatçı

Keskin uçlu: Çabuk sinirlenen

Yukarı doğru eğik: Zevkine düşkün

Küçük: Kararsız, tereddütlü

YÜZ ŞEKLİ

Enli, etli ve yuvarlak: İyi kalpli

Aşırı uzun: Kibirli, kendini beğenmiş

Çökük: Kötü ahlaklı

Düz şekilli: Ters, başına buyruk ve bazen zalim

Kemikli ve kare: Tedbirli, zaman zaman acımasız, sert, baskın karakterli

Şişman: Maddiyatçı, eğlenceyi seven ve rahatına düşkün

Uzun ve oval: Aptal, kendini beğenmiş

Aşırı küçük: Bayağı

Keskin hatlı: Alçak hislere yatkın

Küçük: Cesaretsiz ve iradesiz

Balon şekilli: İyi kalpli, alçak gönüllü

Uzun, dikdörtgen: Asil

Kemikli: Çalışmayı seven, ürkek

Üçgen: Az duyarlı

Zayıf: İhtiyatlı, derin düşünceli

Seyrek sakallı: Dengeli

BAŞ

Büyük: Hassas

Uzun, sivri çene ve sivri kafa: Yalancı, yaltaklık etmeye yatkın

Küçük: Duyarsız, hoyrat, incitici

Yukarı doğru ensiz: Pişkin ve yırtık

SAÇ RENGİ

Sarı: Cesur

Bal rengi: Soğuk

Kızıl: Kurnaz

Siyah: Korkak

Divan Edebiyatı’nda Yüz Okuma Sanatı ve Kıyafetnameler

Dış görünüşü, göz, saç rengini inceleyerek insanların huylarına dair çıkarımlar yapan bilim Osmanlı’da “İlmü-I kıyafet’ül beşer” ve “İlmü’l feraset” adıyla anılır. Öte yandan, dış görünüşün iç dünyayı yansıtacağı fikri, Divan edebiyatında “kıyafetname” denilen metinlerin hazırlanmasına yol açmıştır. XV. yüzyılda yaşayan Akşemsettin’in küçük oğlu Hamdullah Hamdi’nin Kıyafetname’si bu eserlerin en bilinenidir. XVIII. yüzyıl ozanı İbrahim Hakkı’nın Marifetname’si ise oldukça meşhur başka bir kıyafetnamedir.

Kıyafetnameler, kumral, siyah saçları, siyah gözleri över. Bu özelliklere sahip kişilere akıllılık, sabır, zekâ gibi nitelikler yakıştırır. Küçük başı akıl azlığına, büyük başı zekiliğe, uzun dili budalalığa işaret gösterir. Parmaklar, dişler, burun, dil, dudaklar, tırnaklar, kulaklar, benler, saçlar, hatta tüyler, renk, şekil, kalınlık ve incelik bakımından anlamlandırılır. Kıyafetnamelere göre güzellik öğesi sayılacak pek çok özellik ise sakıncalar taşır. İri dalgalı saç inatçılık, kıvırcık olan saç da koyun gibi bir bağlılığa işarettir. Ucu kalkık burun hayalcilik ve gurur göstergesidir.Kıyafetnamelerin söylediğine göre benler bile büyüklükleri, bulundukları yere göre birçok karakter özelliğine ipucu olurlar. Mesela sağ şakaktaki et beni, kararsızlığı; alnın sağ yanındaki ben, güçlü bir belleği ve hızlı kavrayışı, uzun ömrü; alnın solundaki ben, dengeliliği; iki kaş arasında sağda ben, aşka düşkünlüğü, hoşsohbetliliği, iyi bir geleceği; iki kaş arasında solda ben, mantıkla iş görmeyi, duygululuğu; göz kapağındaki ben, hassas bir mizacı; gözün alt kapağındaki ben, meraklı ve kuruntulu bir yaradılışı gösterir. Yüzümüz Ruhumuz Hakkında Neler Söyler? / İnsan İlişkileri Ve Yüz Okuma Uzmanı Halim Altınışık Halim Altınışık Kimdir?Ankara doğumludur. Fransa’da “Connaissance de la France” adlı uluslararası eğitime katılmış ve özellikle dil uygulamaları, kişisel gelişim, iletişim, takım çalışması ve fizyonomi konularında beceri kazanmıştır. 1980-1985 yılları arasında Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim, Kültür ve Enformasyon Örgütü (UNESCO) Türkiye Millî Komisyonu’nda çalışmıştır. Daha sonra Başbakanlık bünyesinde çalışmaya başlamış olup strateji ve güvenlik konularında uzman ve idareci olarak görev aldıktan sonra emekli olmuştur. T.C. Essen Başkonsolosluğu’nda (Almanya) Kültür İşlerinden Sorumlu Ataşe olarak görev almıştır. Brigada adlı güvenlik şirketinin beş yıl boyunca güvenlik yöneticiliğini icra etmiştir. 15 yıldan bu yana çeşitli resmi ve özel kuruluş ve kurumlar ile güvenlik şirketlerine; Etkili İletişim, Beden Dili, Terörizm, Kalabalık Yönetimi, Takım Çalışması, Karar Verme ve Problem Çözme, Stres Yönetimi, Risk Yönetimi, Kurumsal Araştırma, Kurum Kültürü ve Kurumdaşlık, Yüz Okuma Sanatı, Suç ve Suçlu Profilleri, Stratejik Yönetim, Karşınızdaki Kişinin Gerçek Düşüncelerini Anlama, Sorgu ve Mülakatlarda Yüz Okuma ve Beden Dilin Kullanılması, Mikro İfadeler, Acil Durum Yönetimi, Panik ve Kriz Yönetimi, Müşteri Hizmetleri, İnsan Kaynakları Yönetimi, Genel Yönetim becerileri, Öfke Kontrolü, Yalan Söylemenin Ortaya Çıkarılması, İntihar Terörizmi vb. konularında eğitim, konferans ve seminerler vermektedir. Çeşitli kurum, kuruluş ve oluşumlara, İnsan Kaynakları Yönetimi, Siyaset ve Güvenlik yönetimi danışmanlığı yapmaktadır. “Kişilik Analizinde Yüzün Şifreleri”, “Başarılı İnsan İlişkilerinde Soruların Gizli Dili” ve “Küresel Terörizmin Yeni Yüzü Canlı Bombalar” adlı kitapları bulunan Halim Altınışık, Fransızca ve İngilizce bilmektedir. Yüz okuma sanatı / bilimi nedir? Ülkemizde halkımızın sık kullandığı, “Yüzü güzel olanın huyu da güzel olur”, “Yüzünden okumak”, “Yüzünün derisi kalın”, “Yüzü başka, İçi başka”, “Yüzünde meymenet yok”, “Yüzünden düşen bin parça”, “Yüzü yerde olmak” gibi sizin de bildiğiniz, aşina olduğunuz deyimlerimiz vardır. Peki, bunların çıkış noktası nedir, hiç düşündünüz mü? Gerilere gittiğimizde atalarımızın yüz okuma sanatını kullandıklarını görmekteyiz. Yüz okuma yani Fizyonomi veya eski dilde İlm-i Sima, insanın iç âlemi ile dış görünümü arasındaki ilişkiyi inceler. Alman filozof Kant; onu “iç âlemi gözlemleyen bilim dalı” olarak tanımlar. Fizyonomi, yüz hatlarından yola çıkarak insanın özünün yorumlanması şeklinde tarif edilir. Fizyonominin temelinde; ekran veya monitörün kaydedilen bir görüntüyü yansıtması gibi, vücut ve yüzümüzün de ruh halimizi yansıtmakta olduğu anlayışı yatmaktadır. Yüz okuma, çağdaş yaşamda her gün ihtiyaç duyulan oldukça kullanışlı bir araç olup, özellikle ikili ilişkilerin başarılı bir şekilde yürütülmesinde başvurulan bir tekniktir. Yüz analizi yüzün ifadelerini, izlerini, hatlarını ve şeklini inceleyerek kendimizi ve başkalarını anlamamıza, tanımamıza yarayan inanılmaz bir araçtır. Karşımızdaki insanın kişiliğini sadece yüzündeki işaretlere bakarak yüzde yüz anlamak elbette mümkün değildir. Ama zamanla, tecrübeyle ve yüz okuma uzmanlığıyla o kişiyi çözebilir ve onunla doğru iletişim kurabiliriz. Yüz okuma, bilimsel ve istatistikî verilere dayanan bir çalışma olup, gözlem ve araştırmaları temel alır. Özellikle insan karakterlerini anlamaya ve tanımaya yöneliktir. Yüzümüz, atalarımızdan gelen genetik özelliklerimizin, içinde bulunduğumuz çevremizin ve elde ettiğimiz yaşam deneyim ve birikimlerimizin ürünüdür. Yüzümüz, kim olduğumuzun, nereden gelip nereye gitmekte olduğumuzun önemli ipuçlarını verir, ayrıca bize ait olan özgün potansiyelimizi, başarılı ve mutlu olmak için neye gereksinim duyduğumuzu ortaya koyar. Bu bağlamda, yüzümüzdeki işaretlerin gösterdiği bilgiler, gerçekten anlamlı ve tatmin edici bir yaşam yaratmakta bizlere yardımcı olacak olağanüstü hazine olabilir. Yüzdeki işaretleri okuyarak önsezinizin size söylediklerini doğrulayabilirsiniz. Fizyonomi (Fizyognomi) terimi, Yunanca physis (doğa) ve gnomon (yorum) kelimelerinin birleşimidir. Giovanni Battista Della Porta’ya göre gnomon, aynı zamanda yasa, kural anlamına gelmektedir; yani, fizyonomi “doğa yasası” demektir. Della Porta’ya göre, doğanın belli kurallarına uyarak “belli vücut biçimlerine göre belli ruh hallerini” öğrenebiliriz. Fizyonominin MÖ. 6000 yıllarına kadar geçmişi var. Sarı imparatorluğa, Tao’ya, I Ching’e uzanıyor. Sistemli bir şekilde ilk kez Çin’de gelişmiştir. Çinliler akupunktur dediğimiz noktaların, meridyenlerin tümünün yüzde buluştuğunu düşünürlerdi. Bu yüzden, o insanın karakterini, eğilimlerini, ailesinden aldığı mirası, ruhsal durumunu, DNA’larını anlamak mümkün. Bu bağlamda, Çinliler, insanların yüz biçimlerine göre insanların karakter özelliklerini okuma yöntemini kullanmış, ayrıca başarı düzeylerini belirlemişlerdir. Aristo, Antik Yunan’da fizyonomi üzerine ilk kitabı yazdı ve yüz, beden ve sesin fiziksel özelliklerini inceledi. Aristo ve öğrencileri, özellikle insan ve hayvanların yüz özelliklerini analiz ederek, benzer işaretlerden hareketle yorumlarda bulunmuşlardır. Platon ve Hipokrat pratik felsefenin antik bir yöntemi olarak yüz okuma hakkında yazılar yazdılar. Orta Çağ’da fizyonomi astrolojiyle birleştirildi ve ilahi sanatların bir parçası haline geldi. Böylece günümüze dek geçerliliğini koruyan fizyonominin temel prensipleri şekillenmeye başlar. Fizyonomi konusunda İslam dünyası bilim dalları ve çeşitli araştırma usullerinde Hint, Çin, Mısır ve İran’dan esinlenmiştir. Fizyonomi de zaman içinde gizli ilimler içinde yer almıştır. Değişik adlar (ilm-i firaset, ilm-i kıyafet, ilm-i sima) altında toplanmış çeşitli yöntemler ve tezler, o dönemde aşağı yukarı bugünkü fizyonominin işlevini yerine getiriyordu. Bilim adamları bu ilimlerin (veya uygulamaların) kaynağını müminin manevi gelişiminde aramışlardır. Yüz okuma nasıl yapılır? Bir yüzü analiz ederken öncelikle doğru açıdan yani karşıdan bakmalısınız. Doğru ışık ise yüzdeki çizgileri tam olarak okumak için gereklidir. Analiz etmeye öncelikle yüzdeki en belirgin uzva dikkat ederek başlamak gerekiyor. Böyle bir özellik varsa analize ondan başlamalı yoksa saç ve alından başlanmalıdır. Ayrıca analiz yaparken simetri kuralına da dikkat etmeniz gerekir. Çünkü yüzümüzün sağ ve sol yanı farklı özellikler taşır ve farklı anlamlara sahiptir. İnsanların yüzlerini hatırlayabilme yeteneğinizi geliştirebilmek için, gördüğünüz her kişinin fizyonomik özelliklerini (başın ve yüzün genel yapısı, burun, ağız, gözler, kulaklar) ayrıntılı ve aydınlıklı bir ortamda incelemeniz gerekmektedir. İlk gördüğünüz kişiye dikkatlice bakın ve alnının yüksek veya kısa, geniş veya ensiz olmasına; kaşlarının düz veya kavis şekilli olmasına ve rengine; burnunun tipine (gaga burun, Roma tipli, Yunan tipli, kalkık burun vs.); ağzının büyük veya küçük olmasına, dişlerinin durumuna ve büyüklüğüne; bıyık veya sakalının olup olmamasına (eğer varsa uzun ve kısalığına) dikkat gösterin. Aynı zamanda bir yüz okuyucusu olmak için coğrafi ve iklim koşullarının, kalıtımın, gelişimin yüz şekli ve organları üzerinde oynadığı rolü de hesaba katmak gerekiyor. Yani yüz okuma sanatı, kısıtlı kurallarla hemen sonuç alınan basit bir yöntem olmanın ötesinde, içinde pek çok değişkeni barındıran zorlu bir uygulama alanıdır. Yüz okuma kişilik ve ahlak analizinde ne oranda doğru sonuçlar veriyor? Kişilik özellikleri ortaya konulurken sadece tek bir uzva bakarak karar vermemek gerekir. Zira bu şekilde hareket edersek önyargılı hareket etmiş oluruz. Önemli olan her bir kişilik özelliğinin farklı uzuvlarda da görülmesi ve birbirini teyit etmesidir. Yüz okuma sanatı, uzuvların belirli özelliklerine kabataslak bakarak kişinin karakter yapısının çözüleceği ve çeşitli saptamalar yapılabileceği anlamına gelmiyor. Bu alanda eğitim gören fizyonomi uzmanları yüzün her bir bölgesini teker teker inceleyip analiz etmek yanında, organların bütünsel duruşunu da değerlendirme kapsamına alıyorlar. Bildiğiniz gibi 20. yüzyılda sanayinin gelişimi işletme, yönetim, insan kaynakları alanlarında çeşitli yöntemlerin uygulanmasına neden olmuştur. Çok sayıda deneyler yapılması yoluyla yüz okumayı yeni temele oturtma çabaları olumlu sonuçlar vermeye başlamış ve geniş uygulama alanı bulmuştur. 1940’lı yıllarda Amerikalı hukukçu Edward Vincent Jones, yüzün dilini araştırmak üzere bir enstitü kurmuştur. Bu bağlamda 1950’li yıllarda Robert L. Whiteside ve William F. Burtis fizyognomi konusunda yapmış oldukları kapsamlı çalışmada altmış sekiz ana yüz özelliğini bin iki yüz denek üzerinde test etmiş ve sonuçların istatistik analizinde %93 oranında başarıya ulaştığını belirtmiştir. Ayrıca bu konuda kendi deneyimlerim var. Örneğin yabancı bir kişinin yüz analizini yaparak, beden dili ve mimiklerini-mikro ifadelerini çözerek, grafoloji analizi yaparak ve soru sorarak yüzde yüze yakın tanıyabilirim. Yüzleri birbirlerine çok benzeyen insanların kişilikleri de çok benzer mi olur? Yüzleri birbirine çok benzeyen insanların kişilik özellikleri incelenirken, genetik özellikleri, karakterleri ve zekâ-yeteneklerine dikkat edilir. Doğaldır ki kişilik özellikleri birbirine benzeyebilir ancak birini diğerinden ayıran özellikler de mutlaka vardır. Bunlara dikkat ettiğimizde farklılıkları da görebiliriz. İnsanın yüzünden nasıl bir hayat geçirdiği anlaşılabilir mi? Elbette, insan yüzü geçmişinin aynasıdır aynı zamanda. Örneğin kulaklarımız 0-14 yaş arasındaki özellikle travma ve olumsuzluklarımızın izlerini yansıtır. Alın yapımız 20-30 yaşları arasındaki yaşananları, alt ve üst göz kapaklarındaki çizgiler vb. geçmişle ilgili önemli bilgiler verir. Personel alımı yapılırken, insanları belirli göreve getirirken yüz okumadan faydalanılabilir mi? Günümüzde dünyanın birçok üniversitelerinin sosyal psikoloji bölümlerinde yüz okuma ile ilgili araştırmalar yürütülmektedir. Dünyaca ünlü firmaların; MCI, General Electric ve American Airlines gibi devlerin, yüz okumayla ilgili danışmanlık hizmetlerinden ve eğitimlerinden yararlandıkları bilinmektedir. ABD’de yönetim psikolojisinde ve mesleki faaliyetlerde (özellikle işe kabul etme ve görevlendirme zamanı) fizyonomi yöntemlerine başvurulmaktadır. Örneğin, yönetici adaylarını seçerken, adayların fotoğrafları (yandan ve önden) 195 ayrı ayrı belirtileri içeren özel fizyonomi tablolar yardımıyla inceleniyor. Bundan sonra, inceleme sonuçlarına dayanarak neredeyse, başvuran adayların %80’i geri çevriliyor. Bu konuda da önemli örnekler var. Osmanlı döneminde saraya alınacak cariye, köle, hizmetçi ve memurların belirlenmesinde ilm-i kıyafet kullanılmıştır. Devşirme usulünün kullanıldığı zamanlarda özel görevliler köylerde zeki çocukları beden yapılarından anlamakta ve ona göre seçmekteydi. Bu seçimi yapabilmek için ilm-i kıyafeti iyi bilmek ve insan sarrafı olmak gerekliydi. Osmanlı Devleti’nde orduya alınacak kişilerin belirlenmesinde de ilm-i kıyafete bakılırdı. Asker ocağına alınacak çocukların iyi bir aileden, soyu sopu belli olmasına, yaşının sekiz ile on sekiz arasında olmasına dikkat edilirdi. Abdülhamid Han bazı devlet görevlilerinin seçiminde, lise veya askeri okullara öğrenci alımlarında o kişilerin fotoğraflarına bakarak bazı değerlendirmelerde bulunurdu. Ayrıca 2. Abdülhamid fizyonomi ilmini suçluların belirlenmesi ve bazılarının affedilmesinde de kullanmaktaydı. Cinayet romanlarına ve kitaplarına meraklı olan padişah öğrendiği bir fizyonomi bilgisini test etmek maksadıyla hapishanedeki katillerin fotoğraflarını çektirmiş ve pek çoğunun başparmaklarının işaret parmağının orta boğumunu geçtiğini tespit etmişti. Günümüzde polis okullarına ve askeri okullara öğrenci alınırken de fotoğraflara dikkat edilmekte, sağlık kontrolleri ve kabiliyetler haricinde dış görünüşlerinde dikkat çekecek seviyede herhangi bir sıkıntı görülenler alınmamaktadır. 1930’lı yılların sonlarında Japon hava kuvvetleri yetkilileri orduya yeni katılacak adayların hangi göreve daha uygun olduğunu saptamak amacıyla yüz okuma uzmanlarından yararlanmışlardır. Bu konuda zaman zaman kamuda ve özel sektörde insan kaynakları bölümünde çalışanlarına eğitimler vermekte ve özel görevler için seçilecek kişiler konusunda danışmanlık yapmaktayız. Kadın ve erkeklerin yüzlerini okumada ne gibi farklılıklar var? Yüz analizi yapılırken özellikle bu hususa dikkat etmek gerekir. Örneğin kulak yapılarını incelerken kadın kulağı için sağ kulaktan, erkek kulağı için ise sol kulaktan incelemeye başlanır. Ayrıca yüzdeki benlerin anlamları çıkarılmaya başlanırken aynı yüz bölümünde yer alan benlerin kadın ve erkeklerde farklı anlamlar taşıdığını görürüz. Yüz okuma etiği hakkında neler söylemek istersiniz? Evet, söz konusu etik kurallarından bazılarını sizinle paylaşayım: Yüz tanıma sırasında elde ettiğiniz bilgileri üçüncü kişilere aktarmayın. Her zaman açık fikirli olun. İstenmediği takdirde biri için yüz okuma değerlendirmesinden uzak durun. Kişilerin özelliklerini iyi ya da kötü diye ortaya koymayın. Kişinin özel işaretlerini belirleyin. Yüz okumanın insanın tüm karakterini ortaya koymadığını unutmayın. Özel bir sorunu çözmeniz gerekmedikçe muhatabınızın özellikle olumlu yönleri üzerinde durun. Yüz okumaya dayanarak başkalarının karakterlerini kendinizde veya başkalarında ön yargı oluşmasına neden olacak şekilde ortaya koymayın. İlk gördüğümüz birisinin yüzünde nelere dikkat etmeliyiz, ilk görüşte temel olarak neleri okuyabiliriz? Yaşadığınız her şey yüzünüzde bir iz bırakır. Bir insanın yüzüne bakarak nasıl yaşamış olduğunu ve nasıl yaşayacağını anlayabilirsiniz. Şu anda nelerden geçmekte olduğunu görebilirsiniz. Mesela çenesi doğrudan boyna birleşen insanlar vardır; onlar hep ‘evet’ demeye, boyun eğmeye alışıktırlar. Çünkü yetiştirilme tarzı zamanla insanın fizik yapısına da yansır. Yine örneklemek gerekirse, çenesi çıkık insanlar daha güçlüdür, onlara “şunu yap” dediğinizde, sorgulamadan yapmazlar. Sürekli baş eğen insanlarda zamanla bu çene çıkıntısı yok olur. Çene insanın istekliliğini, arzularını gösterir. Çenesi belirgin insanlar inatçıdır. Böyle davranışları sürekli yaparsanız, yüzünüzün fizyonomisini, aynı zamanda kaderinizi de değiştirebilirsiniz. Bir insanın yüzüne bakarak sünepe mi, ezik mi, dik duran biri mi derhal söyleyebilirsiniz. Bu konuda onlarca örnek verebilirim. Örneğin çalışma yaşamında yalnız çalışmaya ya da grup çalışmasına yatkın insanları ayırabilirsiniz. Birini işe alırken onun o işe uygun olup olmadığını bilmek lazım. Kaşları ayrık olan insanlar daha yumuşak, kaş bitimi yakın olanlar daha sorgulayıcılardır, talimatla çalışmaları zordur. Ayrık olanlar daha az soru sorar, yapılması gerekeni yapar. Kaş şeklinden de o insan hızlı mı çalışacak yavaş mı çalışacak anlayabilirsiniz. Örneğin kulak memeleri aileye bağlılığı simgeler. Eğer kulak memeleri yanaklara yapışıksa kişi ailesine çok bağlı olur, ayrı kulak memesi aileyle ilişkilerin ayrışmasını temsil eder. Verici mi, cimri mi, verici olup da pişmanlık mı çekiyor bunları görebilirsiniz. Yüzden negatif kişilik özelliklerini nasıl tespit edebiliriz? Hayatta her insanın olumlu ve olumsuz yönleri bulunur. İnsanı iyi veya kötü olarak nitelemekten uzak durmak gerekir. Genetik özelliklerin dışında yaşadığımız her olumsuz duygu yüz uzuvlarında yer alır. Bu bağlamda yüz uzuvlarını dikkatle incelediğimizde kişinin geçmiş dönemde ve güncel hayatında yaşadığı olumsuzluklarını öğrenebilir ve olumsuz kişilik yapılarını ortaya çıkarabiliriz. Örneğin şüpheci ve güvensiz kişilikler, içe çökük gözlere, düz alt göz kapaklarına ve aşağı göz eğilimi açısına sahiptirler. Acımasız ve sert bir karaktere sahip kişileri ele almak gerektiğinde, kare yüz, kavisli burun, çıkık yanaklar ve güçlü çıkıntılı çeneye dikkat etmeliyiz. Yüzden hangi hastalıklar okunabilir? İnsanın yüz ifadesine göre hastalık teşhisi koyma yöntemi Uzakdoğu ülkelerinde (özellikle Çin ve Kore) yaygın şekilde kullanılmıştır. Tibet tıp yöntemlerini bilen hiçbir deneyimli doktor hastanın yüzünü dikkatle incelemeden teşhis koymaz. Her bir hastalığın hastanın yüzünde kendine özgü silinmez izler bıraktığını görüyoruz. Örneğin, günümüzde yaygın olan kalp ve damar hastalıklarını ele alalım. Yüz çizgilerine göre enfarktüsü önceden haber vermek mümkün olabilir. Bu hastalığın teşhisinin konulmasında en güvenilir belirti, çene ile alt dudak arasındaki bölgenin uyuşukluğa varacak kadar hissiyatını kaybetmesidir. Biraz daha yukarı göz attığımızda, üst dudakla burun arasında kırışıklığın olması kalp kapaklarının yetmezliğinden haber verir. Kalp yetmezliğinin başlangıç belirtileri dudakların zaman zaman morarması şeklinde de ortaya çıkıyor. Gözler altında mor lekelerin aniden ortaya çıkması ve uzun süre kalması birçok hastalığın varlığından haber verir. Herkesin bildiği sivilceler ise hastalığın yüzümüzdeki “haritası”dır. Onların yüzdeki yerlerine göre gerek cinsel hastalık gerekse sindirim, sinir ve endokrin sistemi bozukluğu ve diğer bozukluk teşhisi koymak mümkündür

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX ÇAKA BEYLİĞİ • Çaka Bey tarafından İzmir ve çevresinde kurulmuştur. • İlk Türk donanm...