İskandinav (Viking) Mitolojisi

İskandinav mitolojisi en genel anlamıyla İskandinav topluluklarının Hristiyanlık öncesi dinleri, inanışları ve efsaneleridir. Danimarka, İsveç, Norveç ve İzlanda gibi İskandinav ülkelerinde yaşayan halkların atalarının kuşaktan kuşağa aktardığı zengin bir mitos öykü ve masal dağarcığı vardır. İskandinavya’da tapılan tanrılara ilişkin efsanelerin yanı sıra ‘Sağa’ denen ve kahramanların haydutların, hayaletlerin, canavarların deniz krallarının köylülerin cücelerin aşk ve serüvenlerinin anlatıldığı öyküleri de vardır. İskandinav mitolojisi günümüz dünyasında mitoslarda geçen tanrılar ve simgeler yönüyle oldukça bilinir bir durumdadır .Örneğin ’Yüzüklerin Efendisi’ kitap ve film serisi temeline bu mitosları oturtarak şekillendirilmiştir. Yazar Tolkien’in Orta Dünya (Middle Earth) adı İskandinav mitolojisindeki dokuz dünyadan insanlara ait olan Midgard’dan esinlenilerek yaratılmış. Cüceleri yaratan Äule demirciler tanrısı balta kullanan Thor’la önemli benzerlikler taşıyor. Tolkien’in kullandığı çoğu cüce adı ve bunların yanında Gandalf da İskandinav mitolojisi kökenli. Ayrıca Gandalf’ın tanrı Odin ile kimi benzerlikler taşıdığı görülüyor.
Odin de Gandalf gibi uzun sakallı asa taşıyan yaşlı bir adam olarak anlatılır. Runik alfabeyi insanlara hediye eden kişi Orta Dünya’da Gandalf İskandinav mitolojisinde ise Odin’dir. Her ikisi de sıradan insanların anlayamadığı görevler uğruna tek başlarına seyahat ederler. Gandalf’ın atı Shadowfax Orta Dünya’nın en hızlı atıdır Odin’in sekiz bacaklı atı Sleipnir gibi. Ancak Odin İskandinav mitolojisinin en üstün tanrısıyken Gandalf kendisinden üstün güçlerin emirlerine uyar. Ayrıca Odin Gandalf’a göre daha zalimdir ve kişisel hırslara sahiptir.
Dünyadaki her mitolojik anlatının kendine özgü tarihsel ve sosyal bir şekillenişi vardır. İskandinav mitolojisinin de böyledir. Örneğin Hıristiyanlığın İskandinavya’ya, özellikle uzak İzlanda Adası’ na girmesinin gecikmesi ve ancak MS. 1100’den sonra kurumlaşması efsanelerin kendini korumasına yol açan faktörlerden biridir. Yine bu şekillenişe katkı yapan bir diğer odak çeşitli kültürel toplulukların aynı coğrafyayı paylaşmasıdır. MÖ 1000’li yıllardan sonra Avrupa ülkelerinin büyük çoğunluğunda Hint-Avrupa dilleri yaygınlık kazanmaya başlamıştı. M.Ö. ilk bin yılın ortalarından itibaren Germen kabileleri kuzey İskandinavya’da ve kuzey Almanya’da yaşadılar.
Aynı coğrafyayı paylaşmak beraberinde sosyal ve kültürel bir etkileşimi\kaynaşmayı getirdi. M.Ö.1000 yıl sonrasında birçok Avrupa ülkesinde Indo-Avrupa dili konuşuluyordu. Temel olarak bu nedenle İskadinav ve Alman mitolojileri temelde ortak bir kültürel yapıya sahiptir. ( Romalı Julius Caesar (Sezar) ve Tacitus’un gözlemleri dışında Germen mitolojisi Hıristiyan kaynaklarına dayanmaktadır. Eski İskandinav mitlerini tercüme eden ve bu konuda temel kaynaklardan en önemlisi kabül edilen İzlandalı tarihçi Snorri Studuson’dur (M.S. 1179-1241) “Prose Edda”adlı kitabıyla..). En önemli mitolojik hikâyeler uzak geçmişte bir zamanda Vanir ve Aesir arasında çok vahşi bir savaşın çıktığından bahseder. Bazı araştırmacılar bu savaşı Alman ırkının diğer ırklarla karşılaşmasının bir yansıması olarak görürler. Georges Dumezil ve Jan De Vries tanrılar arasındaki savaş ve bölünmenin Indo-Avrupa mitolojisinin bir parçası olduğunu ortaya çıkardılar. İskandinav mitolojisini daha iyi kavramak için tarihin biraz daha gerilerine gitmek gerekli..
Tarihin daha gerileri;
Arkeolojik ve etimolojik araştırmalar M.Ö. 7000’lerden itibaren Balkanların önemli bir kısmına hakim olan Trakların (Trakya’nın antik çağlardaki halkı olan Traklar Hind-Avrupa kökenli bir halktı. Yazılı dil verilerinin çok az olması nedeniyle dilleri hakkında çok fazla bilgi edinmenin mümkün olmadığı Traklar’dan kalan özel isimler yer adları tanrı adları ve çok kısa bir metin onların dillerinin Satem gurubuna girdiğini ve İllirce ile birlikte Slave ve Balto-Slav dilleriyle ilişkili olduğunu göstermektedir. Ölülerini yakmaları sebebiyle fazla bir biyolojik malzeme bulunmamasına rağmen eldeki çok az iskelet örneğiyle birlikte eski Yunanlılar’ın kayıtları ve sanat eserleri üzerindeki tasvirler bize renkli gözlü ve beyaz tenli Avrupalıları göstermektedir. Genel olarak Dinarik ve Dinaro-Nordik bir ırkın varlığı sözkonusudur.)
Bu sebeplerden dolayı Etrüsklerin kökeninin Doğu uygarlıklarına dayandığını savunurlar.) arasında bulunan şaşırtıcı paralelliğin çok daha çarpıcı bir örneği çağdaş Baltık dilleri ile Trak dili arasında mevcut. Efsaneye göre savaştan sonra hayatta kalan en iyi savaşçılardan oluşan Troialılar Karadeniz’in kuzeyindeki Azak Denizi’ni geçerek Don Nehri kıyı ları na vardılar. M.Ö. 1150’de Macaristan’dan Don kıyılarına uzanan bölgede Sicambria Krallığı’nı kuran Troialı fatihlere bölgenin yerli halkı olan İskitlerin dilinde “demir adam” anlamına gelen “Aesir” adı verilmişti. Ve bu demir adamlar yine Troia gibi güçlü bir şekilde tahkim edilmiş olan “Aesgard” kentini kurdular. Bölge artık “demir adamların ülkesi” “Asaland” ya da “demir adamların evi” yani “Asaheim” diye biliniyordu.Aesirler yüzyıllar sonra Kimmer ve İskit akınıarı karşısında kuzeye göç ettiklerinde arkalarında Karadeniz’ den dar bir boğazla ayrılan Azak (Azov) Denizi’ne verdikleri isimlerini bıraktılar…
Aesirler İskandinavya’daki yeni vatanlarına birbirini izleyen kafileler halinde göç etti. Baltık kıyılarına vardıklarında Romalılar ile savaşan inatçı Germen kabileleri ile karşılaştılar. Bölgedeki Germen kabilelerin en inatçıları Gotlardı. Aesirler büyük mücadeleler sonunda sadece Baltık kıyılarına değil İskandinav Yarımadası’ndaki yerel kabilelere de üstünlük sağladılar. Baltık bölgesine göç eden Aesirler (daha sonraları Svearlar günümüzde ise İsveçliler) birçok klan ve kabileye sahipti. Bu kabilelerden en göze çarpanı Vanirlerdi. Vanirler sonraki yüzyıllarda Daner yani Danimarkalılar olarak bilinecekti. Bununla beraber Aesirler ile birlikte hareket eden kabilelerin en amansızı adları “vahşi savaşçılar” anlamına gelen “Herüller”di. Romalıların “Harii” ve “Aeruli” dedikleri Herüller klanı Aesirlerin yerel halkla mücadele ederek İskandinavya’ya yerleşmesini sağladı. Efsanelerin büyük çoğunluğu hakkındaki bilgiyi eski İskandinav mitlerini tercüme eden İzlandalı tarihçi Snorri Studuson’un (M.S. 1179-1241) “Prose Edda”sı sağlıyor. Prose Edda İskandinavya’nın efsane ve mitolojik olaylarına ilişkin akılcı bir açıklama getiren ilk eser. Snorri Studuson Aesirlerin Küçük Asya’dan geldiklerini yazmış ve Troia’nın düşüşü ile İskandinav mitolojisindeki tanrılar ve insanlar arasında geçen büyük savaş olan Ragnarök’ü karşılaştırmıştı. Troia’nın hikâyesi antik çağlardan beri birçok kültür tarafından bilinmekteydi. Sturluson’un yaptığı şey kuzey mitolojisindeki tanrılar ile Troia Savaşı’ nın kahramanlarını karşılaştırmaktı.
İskandinav mitolojisine giriş;
Mitoloji (Yunanca μυθολογία μυθος [mithos] yani “söylenen ya da duyulan söz” ve λογος [logos] yani “konuşma”) kelimelerinin birleşiminden oluşmuş olup Eski yunan’da “geçmişte söylenenlerin tekrar edilmesi ” gibi bir anlam barındırmaktayken zamanla Batı dillerinde efsane anlamı kazanmıştır. Çağdaş kullanımda mitoloji ya belirli bir din veya kültürdeki mitlerin bütününü tanımlar ya da mitlerin incelenmesi yorumlanması toplanması (belki yeniden oluşturulması) ve benzeri çalışmaları içeren bilgi bilim dalını tanımlar. Dünyadaki çeşitli ulusların belirli tarihsel koşullarda ürettiği mitoslar mevcuttur. Bu mitoslar arasında sosyal ve tarihsel etkileşim nedeniyle belirli benzerlikler olabildiği gibi kimi özgün farklılıklarda oluşmuştur.İskandinav mitolojiside tarih sahnesinde kendi özgünlükleriyle varlığını koyan\koruyan bir kültürel üretimdir.
İskandinav mitolojisinin en önemli farkı tanrılarının ölümlü olmasıdır. İskandinav tanrıları insana benzemekle birlikte dev boyutluydu. Bu tanrılar yer uyur doğar ölür sever nefret eder korkar ve kederlenirdi. Başarılı olduğu kadar başarısızlık da gösterebilir savaşta yenilebilirlerdi. Tanrılar ancak Idunn’un(gençlik tanrıçası) elmaları sayesinde Ragnarok’a (kıyamet tanrıların alacakaranlığı ya da büyük savaş) kadar yaşayabilmektedir. Her kültürde olduğu gibi İskandinav kültüründede bir yaratılış\dünyanın varoluşuna dair bir mitos vardır.Bu genel hatlarıyla şöyledir; İskandinav tanrıları ölümlüydü ve ancak Idunn’un elmaları ile Ragnarok’a kadar yaşayabilirlerdi.

Yaratılış efsanesinin bir başka versiyonu daha vardır:

Aesir’in en önemli tanrıları; Odin, Thor ve bazende Tyr Asynjur’un Idunnbil Nanna. Vanir’de ki önemli tanrılar ise Njord Frey ve Freya dır. En önemli mitolojik hikâyeler uzak geçmişte bir zamanda Vanir ve Aesir arasında çok vahşi bir savaşın çıktığından bahseder. İskandinav mitolojisinde Odin ve Thor arasındaki çelişki bütün tanrılık statülerinin Vanir’de kalmasıyla başladı. Mitlerinde en büyük mücadele baş tanrılar Odin ve Thor’un Vanirler’in tanrısal konuma sahip oluşlarına karşı çıkmalarıyla başlar. Aesirler Vanirler’i çöküşe uğratmak için Gullveig (Altın İçki) adlı kadını aracı ederler. Ve savaş böylece başlar. Her iki grubun da tamamen güçten düşmesiyle tanrılar taraf değiştirirler. Vanirler Njord ve oğlu Frey’i; Aesirler ise Mimir ve Hoenir’i değiş tokuş için gönderirler. Ateşkesi kutlamak üzere toplanan tanrıların tümü bir kaseye tükürerek aralarındaki ahengin ve barışın alameti olan Kvasir adlı devi yaratırlar. Kvasir bir süre sonra kurban edilir ve yeni tanrıların meydana getirilebilmesi için kanından güçlü bir içki yapılır. Kvasir tanrıların yeni içeceği olur ve birçok şiire de ilham kaynaklığı yapar. Ases ve Vanes tanrıları her zaman birbirleriyle savaşmışlardır ancak bu savaş en büyük savaşla sona erer. Bu savaş bir katliamla değil ancak bir birleşme bir ittifakla sona erer. Tanrılar birbirleriyle savaşmalarının sadece devlerin ve diğer güç sahibi varlıkların isine yaradığını fark ederler. Barış imzalanmalıdır. Bozulması imkansız olan bir barış birbirleriyle karışmaya karar verirler : Njord Vanaheim`in rüzgar ve deniz tanrısı oğlu Frey ve kızı Freya ile Ases tanrılarının yanına yerleşir. Ases tanrıları bu değişime Odin’in öz kardeşi Hoenir`le Odin’le beraber ilk insani yaratan tanrılardan biri karşılık verirler. Artık iki ırkın kanı birbirleriyle karışır.

İskandinav Mitolojisindeki Temel Kavramlar Tanrılar ve Tanrıçalar;
Her şey tüm insanlık ve bizim bildiğimiz manadaki varoluş bir cinayetle başladı. Odin ve kardeşleri Vili ve Ve ilk varlık Ymir’i öldürdüğünde başladı. Bu cinayetin sebeplerini hiçbir saga anlatmaz. Ymir’in vücudu dünyanın topraklarına vücudundaki su denizlere ve vücudundaki kan kaynayan lavlara dönüştü. Dünya artık oluşmuştu. Bu oluşumu Odin doğduğu günden beri biliyordu. Bu kaçınılmaz olan idi. Sıra devlerde idi . Odin ve kardeşleri tüm devleri öldürmek için yola koyulmuşlardı. Sadece Bergelmir ve ailesi bu katliamdan kurtulabilmişti. Kaçmışlar ve saklanmışlardı. Bundan sonra kendilerini ve çocuklarını intikam hırsı ile büyüttüler. Bir gün gelecek intikamlarını alacaklardı. Bunu Odin’de biliyordu…
Bu alemlerde yaşayan farklı varlıkların çoğu bir diğer dünyaya gidebilme gücüne sahipti.

Temel isim ve kavramlar;
Andhrimnir: Tanrıların aşçısı
Bor: Buri’nin oğlu. Karısı buz devi Bolthorn’un kızı olan Bestla’dır. Bor Odin, Vili ve Ve’nin babasıdır.
Bragi: Şiir tanrısıdır. Odin ve dev Gunlod’un oğludur. Odin’in baş şairiydi ve çok adildi. İdun’la evliydi ve dilinin üzerine kazınmış rünler vardı.
Buri: İlk tanrı. İnek Audhumla kendini büyük buz parçalarını yalayarak besledi. Gün be gün yaladıkça tanrı buzdan çıktı. Buri Bor’un babasıydı.
Cüceler; Odin’in onlara Midgard’da verdiği görevi kabul etmiş karanlıkların ve dağların içlerine çekilmişlerdi. Burada madenleri keşfetmişler ve kendilerine buradaki madenlerin en değerlilerinden hazineler yaratmışlardı. Bu hazineleri ne insanlarla ne tanrılarla nede devlerle paylaşmak istiyorlardı. Oldukça aç gözlü idiler. Ancak bu aç gözlü olmaları onlara çalışma ahlakını getirdi. Evrende ki en çalışkan ve üretici ırk haline gelmişlerdi. Dağların altından çıkan maden cevherlerini işlemeyi kendi kendilerine öğrenmişlerdi. Cücelerde kara alflar gibi Svartalfaheim’de yaşarlardı. Çok nadiren ormanlara yerleşirler ve insanlarla hemen hemen hiç iletişim kurmazlardı. Işıktan nefret ederlerdi. Onlar için ışık, tanrıların yarattığı korkunç bir lanetti.
Dagr; Gündüz tanrısı.
Delling: Şafak tanrısı olarak kabul edilir ve isminin anlamı “parlayan” dır. Nott’un (Gece) üçüncü kocasıydı. Dag (Gün) adında bir oğulları vardı.
Devler; Birçok kültürün mitolojisinde yer alır. Örneğin; Yunan mitolojisindeki Titanlar, Cyclopslar, İskandinav mitolojisindeki Dağ devleri, Ateş devleri, Buz devleri vs. Genellikle insan görünümünde fakat anormal büyüklükte ve çok kuvvetli tasvir edilmişlerdir. Kadın veya erkek olabilirler. Farklı bölgelerin mitolojilerinde kökenlerine dair farklı inanışlar vardır. Örneğin Hint-Avrupa mitolojilerinin çoğunda kaos ile ilişkilendirilmiş lanetli bir ırktır ve yabani bir doğası vardır. Çoğunlukla tanrılarla arasında düşmanlık vardır.
Eir: Sağlık tanrıçası ve en iyi doktordu. Sanatını Eski İskandinavya’da doktor olan kadınlara öğretti.
Einherjar; İskandinav mitolojisinde cesur becerikli askerlerin ruhlarına verilen isimdi. Einherjarlar Einherjar tepesi denilen bir yerden doğar. Loki kahraman savaşçıların ruhlarını Einherjar tepesine bırakır. Einherjar tepesinin özel gücü sayesinde Einherjar olurlar. Einherjar’ın fiziksel özellikleri: Kafası koç biçiminde vücudu da aynen bir koyunun insanlaşmış hali gibi üzerinde metal bir zırhı vardır. Elinde deniz kabuğu gibi bir boru vardır. Bu boruyu her çaldığında diğer Einherjarlardan yardım ister.
Fenrir: Loki ve dişi dev Angerboda’nın oğlu. Tanrılar onu zaptedebilmek için Gleipher denilen sihirli bir zincire vururlar. Fakat o bu sırada tanrı Tyr’in sağ elini koparır.
Forseti: Adalet tanrısı. Balder ve NANNA’nın oğlu. İsminin anlamı “yöneten”dir. Evi Glidnir (Parıldama)’dir .
Frejya (Freya): Güzellik ve aşk tanrıçası. Çok güzel mavi gözlü bir genç kadın olarak tasvir edilmiştir. Frey’in kız kardeşi ve ileri de Odin’in karısı olacak Frejya savaşta ölen kahramanların yarısını Asgard’daki kendi sarayı olan Folkvang’a götürmek için toplar. Bir çok hikayesi devlerin onu kaçırma teşebbüsleriyle doludur. Alman mitolojisindeki tanrıça Frigg’le eşdeğerdir. Ve Cuma günü Friday (Frejya’s Day ) onun adından gelir.
Freyr yada Frey: Vaneheim’in rüzgar ve deniz tanrısı oğlu. Gullinborsti isimli altın kıllı ve dünyanın en hızlı hayvanı olan yaban domuzuna sahip.
Frigg: En yüce tanrıça olan Frigg Odin’in esas eşidir ve gök tanrıçasıdır. Yunanlı Hera ve Romalı Juno gibi evlilikleri de yönetir. Çok sessiz ve sakin olarak resmedilmiştir.
Gejfon: Bakire tanrıça. Aynı anda Aesir ve Vanir’in bir üyesi. Ölen bütün bakireler ona giderler. Aynı zamanda verimlilik tanrıçasıdır. İsminin anlamı “Verici”dir.
Gullveig: Vanir tanrıçası. Aesir’in onu öldürme çabaları dünyadaki ilk savaşın çıkmasına yol açtı ve bu savaşı Vanir kazandı. Bu iki kabile aralarında tanrıları takas ettiler ve birlikte hükmetmeye devam ettiler. Gullveig (altının gücü) bazen üçlü tanrıça bazen de Heid (cadı) olarak çağrılmıştır.
Heimdall: Şafak tanrısı ve Gökkuşağı Köprüsü Bifrost’un nöbetçisidir. Kilometrelerce ilerdeki dünyada rüzgarla dalgalanan çimenlerin sesini duyabilecek bir duyu gücüne sahiptir. Tanrı Heimdall gökkuşağının başında bekleyerek tanrıların sarayına olduk olmadık herkesin girmesini engellemekle görevliydi. Heimdall’ın kulakları çok gelişmişti. En uzaktaki en küçük sesleri bile duyabilirdi
Hermod: Tanrıların habercisi. Balderin ölümünden sonra Hel’in diyarına giderek Balder’in geri dönmesi için Hel’i ikna etmeye çalıştı.
Hel: Ölüm tanrıçasıdır. Loki’nin çirkin kızı. Alt dünya (cehennem) Niflheim’in sıcaklığına ve karanlığına hükmeder. Vücudunun yarısı mavi yarısı siyahtır. Masası “açlık bıçağı”, ” açlıktan ölmek” yatağı ” üzüntü” ve hizmetçileri ” gecikme” ve ” yavaşlık”tır. Bazı eski hıristiyanlara göre evi cehennemdir. Hel Loki’nin kızı, Fenris’in kızkardeşidir.
Heımdall; Dünyayı aydınlatan anlamına gelir Heimdall İskandinav mitolojisinin en büyük zenginliklerinden ve sembollerinden biridir. O insanları düzenleyen ve dünyanın kanunlarını koyandır. Aynı zamanda son savaş yaklaştığında Giallarhorn borusunu çalıp tüm tanrıları son savaş için toplanmaya çağıracak olan tanrıdır. Heımdall bir kuştan daha az süre uyur her zaman tetiktedir kulağı çok keskindir. Aesir’i düşmanlarına karşı korur ve gözetler. Son savaş Ragnarok`ta Heımdall Loki`yle karşılaşır ve onu yener ancak aynı zamanda rakibinin darbelerine dayanamaz ve savaş meydanında canını verir.
Hlin; Teselli tanrıçasıdır.
Hod: Odin’in oğlu. Loki tarafından Balder’i öldürmek için kandırılan kör kış tanrısıdır. İsminin anlamı “savaş”tır. Vali (Odin’in oğullarından biri) Hod’u öldürerek Balder’in intikamını aldı.
Hoenir: Aesir ve Vanir arasındaki savaştan sonra Vanir’e rehine olarak yollandı. İlk insanlara duyguyu veren tanrıdır.
İdunn: Bragi’nin karısı olan tanrıçadır. Tanrıları sonsuza dek genç tutacak olan elmaların koruyucusudur. Fırtına devi TJASSE onu kaçırır ve Loki onu öldürüp İdun’u geri alana kadar tanrılar yaşlanırlar.Gençlik tanrıçasıdır.İsminin anlamı “gençleştiren kişi”dir.
Jord (FJORGYN): Toprak tanrıçasıdır. Annesi Nott (Gece) ve babası Annar’dır. Thor ve Frigg’in annesidir.
Lodur: İlk insanlara konuşma kabiliyetini ve görünümlerini veren tanrıdır.
Lofn: İhtiraslı aşklarla ilgilenen tanrıçadır. Odin ve Frigg’den evlenmeleri yasak olan çiftlere bile bunu yapabilme izni almıştır.
Loki: Odin’in erkek kardeşi. Loki önemli olduğu kadar ilginç bir tanrıydı. Başlangıçta ateş tanrısı olan Loki, Edda’da tanrıların bazen dostu bazen düşmanı olarak anlatılır. Düzenbazlığı ve huysuzluğu yüzünden pek sevilmese de kurnazlığı zaman zaman işe yarardı. Canı istediği zaman biçim değiştirerek insan ya da hayvan kılığına girebilirdi. Cinsiyetini değiştirdiği de olurdu. Loki’nin canavar ruhlu üç çocuğu vardı: Ölüm tanrıçası Hel Tyr’in sağ elini ısırıp kopardıktan sonra tanrıların zincire vurduğu korkunç kurt Fenrir ve denizin derinliklerinde yaşayan kuyruğuyla fırtınalar çıkaran yılan Jörmungand. Savas sirasinda Buz Devlerine ihanet ederek Aesir Tanrilarina önemli bilgiler vermiştir. Bu hareketi Odin’in onu kan kardesi olarak kabul etmesini saglamistir. En önemli tuzaklarindan biri kör tanri Hodr’i kandirarak Odin’in oğlu Balder’in öldürülmesini sağlamak olmuştur. Bu hareketinden sonra Odinin kan kardeslik bağından çıkarılmış, dünyanın derinliklerindeki bir mağaraya hapsedilmiştir. Ayrıca şekil değiştirme yeteneğine sahiptir.

Loki’nin yaptığı en büyük kötülük Odin’in oğlu çok sevilen genç gün ışığı tanrısı Balder’ in ölümüne neden olmasıydı. Annesi Frigg tüm yaratıklardan ona zarar vermemeleri için söz almış ama ökseotunu gözden kaçırmıştı. Loki sonradan ökseotundan bir ok yaptı ve bu Balder’in ölümüne neden oldu. Tüm canlılar Balder için yas tuttu ve öfkeli tanrılar Loki’yi sonsuza kadar bir kayaya zincire vurarak cezalandırdılar. (Bir başka anlatıda ölen oğlunun bağırsaklarıyla bağlanmıştır.) Tepesindeki sarkıtlara dolanmış dev yılanin ağzından akan zehir gözlerine damlamakta ama eşi Sigyn elindeki tahta kapla Loki’yi korumaya çalışmaktadır. Ancak kap dolduğu zaman boşaltmak icin uzaklaştığında Loki zehirden etkilenmekte ve bu da İskandinav inançlarına göre depremlere sebep olmaktadır. Bu ceza Iskandinav mitolojisinde mahşer günü olarak adlandırılan Ragnarok’a kadar devam edecektir. Ragnarok geldiğinde Loki Odin’in oğlu Heımdall ile dovüşecek bu dövüşün galibi olmayacak ve her ikisi de savaşta ölecektir.
Mimir: Bilge bir kişi ve Bolthor’un oğlu. Bazı efsanelerde bir tanrı ve bazılarında bir dev. Vanir’e rehine olarak yollanmıştır. Vanir bunu görünce çıldırır ve onun kafasını keserler. Odin onun kafasını saklar ve bilgeliğe ihtiyaç duyduğunda danışabilmek için Mimir’in kuyusunun yakınlarına koyar.
Modi: Thor’un oğlu. Ragnarok’ta sağ kalacaklardan biri. İsminin anlamı “cesaret”tir.
Nanna: Ay tanrıçası. Balder’in karısı ve Forseti’nin annesi. Balder’in ölümünden sonra kalbi durarak öldü ve Balder’le birlikte yakıldı.
Niflheim: İskandinav mitinde yeraltı. Soğuk ve ölümün yeri olarak geçer. Dokuz dünyadaki ölüm takipçisi Hel tarafından yönetilir.
Njord: Deniz ve rüzgarın tanrısı. Frey ve Freya’nın babası. Vanirlerdendir ve evi Noatun’dur. Karısı dev Skadi’dir. Babası Thjatsi’nin ölümü üzerine tanrılar Skadi’ye kocasını seçme hakkını tanıdılar. Skadi sadece ayaklara bakarak seçeceği kocasının Balder olmasını istiyordu ama kazara Njord’u seçti. Njord ve Skadi nerede yaşayacakları konusunda anlaşmazlığa düştüler ve ayrıldılar.
Niord; Toprağın, gemiciliğin ve balıklığın tanrısıdır. Aslen bir Vanes tanrısıdır ancak Aesir ve Vanes tanrıları arasında yapılan barışta Aesir tanrılarına katılmıştır. Buna karşılık 2 Aesir tanrısı Hoenir ve Mimir`de Vanes tanrılarına katılmışlardır. (Bu şekilde iki ırkın kanları karışmış olur ve barış sonsuz olacaktır.)
Odin: Woden ya da Wotan ; Odin donmuş dev BOR ve Besstla’nın oğluydu. Adı “tahrik” “hiddet” ve “şiir” anlamına gelen ondan gelmektedir. Güneş ve Kelt haçı ile sembolize edilir. Odin: (Alfadir, Allfather (Herkesin Babası)) Tanrıların babası; Asgard’daki salonu Valaskjalf’da (Katledilmişlerin Korunağı) tahtı Hlidskjalf bulunur. Bu tahttan dokuz diyarda olan tüm olayları gözler. Ayrıca yeryüzüne ve gökyüzüne hakimdir, gerektiğinde kartala dönüşebilir. Simgeleri hiç hedefini ıskalamayan mızrağı Gungnir her dokuzuncu gecede yeni sekiz yüzüğü ortaya çıkran yüzüğü Draupnir ve sekiz ayaklı atı Sleipnir’dir. Elindeki mızrak Thor’un çekicinden sonra en güçlü silah olan Mızrak Gungnir’in, 9 ya da 7 gün asılı kaldığı kuzey mitolojisin gerçekleştiği yerin yaşam ağacındaki runeleri (Run alfabesini Odin yapmıştır. On beş harften oluşan ilkel İskandinav alfabesi. Bu alfabenin sihirli olduğuna inanılır) öğrenmesi ile kurtulduğunda kopardığı bir daldan yapılmıştır.

İskandinavya Mitolojisi’nde tüm tanrıların en kudretlisi zaferin ve bilgeliğin tanrısı Odin tek gözü kör bir ihtiyar olarak tasvir edilir. Geçmişte olanları ve gelecekte olanları bildiği söylenir. Tüm insanların kaderi ona bağlıdıryaşayan en bilge canlıdır… Fakat Odin’in tek gözlü olmasının ve bilgeliğinin ayrı bir öyküsü vardır :
Ragnarok: Dünyanın yok oluşudur. Tanrılar ve devler arasında çıkan bu büyük savaşta herkes birbirini acımasızca katleder. İzlanda Eddalarına göre devler hain tanrı Loki tarafından yönetilecek ve tanrıların evine yani Asgard’a saldıracaklardır. Devlerin gelişlerini Heimdall borazanıyla bir şarkı çalarak herkese haber vericektir. Bu yokoluştan sonra yeni bir dünya oluşacak ve hayat yeniden başlayacaktır.
Sif: Ekin ve verimlilik tanrıçası Thor’un karısıdır. Bir kez Thor onun saçını çaldı ve yerine yenisini koymak zorunda kaldı. Dwarflara giderek altından bir saç yaptırdı.
Sol: Güneş Tanrıçası.
Snotra: Bilge ve nazik tanrıça, bilgelik ve bilgi tanrıçasıydı.
Syn: Davalarda sanıkları koruyan tanrıçadır. Frigg’in yardımcılarından biriydi ve Frigg’in sarayının kapısını korurdu
Thor: Thor’un simgesi şimşektir. O kutsal savaş tanrısıdır. Thor Odin’in oğlu ve Odin’den sonra gelen en önemli tanrıdır. Odin’in sayısı belirsiz oğullarından en güçlüsü kızıl sakallı Thor’du. Kendisine güç veren sihirli bir kemer takar, ellerine demir eldivenler giyer, çekicini vurmasıyla şimşekler yağdırır arabasının tekerlekleri döndükçe gök gürültüsü oluşurdu. Kötü devlere karşı savaşan tanrıların ve insanların önderiydi. Devler ülkesinde birçok savaş ve serüven yaşayan Thor’un karısı altın saçlı hasat ve aile tanrıçası Şifti’dir. Thor iki sihirli nesneye sahiptir. bu nesnelerden biri Mjöllnir’dir. Mjöllnir adının anlamı “parçalayıcı” olan kocaman bir çekiçtir. Çekici Brokk ve Eitri isimli iki cüce kardeş yapmışlardır. Çekiç yapılırken Loki sinek kılığına girip cüceleri ısırarak rahatsız edince bir kaza olmuş çekicin sapı kısalmıştır.

Troller: Korkunç gözüken mistik bir insanımsı yaratıktır. İngiliz peri masallarındaki Ogreler benzeri şeytani devlerden dağlarda yaşayan dağa insanları kaçıran vahşi ve daha insan benzeri yaratıklara kadar birçok farklı şekilde tasvir edilmişlerdir.
Tyr: Savaş tanrısıdır. Sadece o kurt Fenrir’in ağzına elini sokacak kadar cesurdu. Bu olayın sonunda kurt sağ elini ısırarak koparır. Salı günü (Tuesday) onun günüdür. Tyr aynı zamanda Anglo Saksonlar tarafından TiwTiu olarak da adlandırıldı.
Ull: Av ve okçuluk tanrısıdır. Silahı Porsuk ağacı’ndan yapılmış bir uzun oktu ve Ydal’da yaşardı. Düellolarda yardım için çağrılırdı. Thor ve Sif’in oğluydu. Sıklıkla tapılan bir tanrıydı. Hatta bir ara en yüksek tanrılardan biri kabul edilmiştir.
Vali: Vidar’ın kardeşi (bazı kaynaklara göre Odin’in oğullarının en genci). Dev Rind’in oğludur ve Aesir kendi kanından birini öldüremeyeceği için ve Balder’in intikamını almak için özellikle doğurulmuştur. Bir gecelikken Hod’u öldürdü. Ragnarok’ta sağ kalacak 7 Aesir’den biridir.

Valkürler: Valkürler Odin’in yardımcıları olan ve ata binen miğfer ve mızrakla silahlanmış genç ve güzel bakirelerdir. Gökten kanatlı atlarıyla savaş alanına inip Einherjar denilen savaştaki cesur kahramanları Valhalla’ya götürürler. Buraya götürmelerinin nedeni Ragnarök’de yani dünyanın sonunda olacak savaşta Odin’in yanında savaşacak güçlü savaşçılar toplamaktır. Modern sanatta Valkürler bazen muazzam güzellikte zırh kuşanmış kasklı mızraklı kanatlı atlara binmiş dişilerdir ama aslında Valkür atları kurtlarla kırmadır. Yani bilinenin tersine Valkürler kanatlı atlar sürmezler. Onların evcil hayvanları cesetlere ve ölü savaşçılara dadanan sürülerden oluşan kurtlardır.

Ve: Bor ve Bestla’nın oğlu, Vili ve Odin’in kardeşidir. Kardeşleriyle beraber dev Ymir’i öldürerek leşinden dünyayı yarattı. İsminin anlamı “kutsaldır”.
Vili; Bor ve Bestla’nın oğlu. Ve ve Odin’in kardeşidir. Kardeşleriyle beraber dev Ymir’i öldürerek leşinden uzayı yarattı. İnsanlara düşünce ve hareketi verdi. İsminin anlamı “istek”tir.
Vor: İsminin anlamı “yemin” olan tanrıçadır. Ondan hiçbirşey saklanamaz çünkü çok bilgedir .Bazı kaynaklara göre evliliğin ve anlaşmaların da tanrıçasıdır. Evlilik sözlerini tutmayanları cezalandırandır.
YGGDRASIL; (Kader Ağacı) Snorri diğer versiyonlarda kader ağacı Yggdrasil’in nasıl dünyanın merkezinden filizlenip büyüdüğünü anlatır. Ağacın altındaki dişi olarak tarif edilen kader kuyusunda insan yaşamının yönü tayin edilir. Bir diğer versiyonda tanrılar meclisi ağacın etrafında toplanır. Ağaç iki kökten destek almaktadır; köklerden biri yeraltı dünyasına uzanır (Hel) diğeri buz devlerinin dünyasına ve sonuncusu insan varlıklarının dünyasına Tüm dünyanın refahı Yggdrasil adlı bu ilkel ağaçla ilişkilidir. Yggdrasil kutsal ağaç İskandinav mitolojisinin ana çizgisi hatta bu mitolojide hayatı ve yaşamı temsil eden yegane semboldür. Yaprakları ve dalları görünmez bir biçimde tüm gökyüzünü ve evreni sarar kökleri de dünyanın her yerine ve en derinlere sıkı sıkıya tutunmuştur. En büyük kok tanrıların konakladığı Asaheim alemindedir. Kutsal ağaç Yggdrasil Hvergelmir Mimir ve Urdar adlı üç kaynaktan beslenir bu kaynaklar ağacın hayatta kalmasını sağlarlar ve de onların varlığı sadece ağaçla mantık bulur. Urdar`in etrafında üç kadın oturur. Urd yani geçmiş Vervandi : şimdiki zaman ve son olarak Skuld yani gelecek. Bu üç kadın zamanın gerçek hakimleri ve her şeyi bilen her şeyden haberdar olanlardır. Burada İskandinav mitolojisinin panteist kısmı on plana cikar bu uc kadın tanrı değillerdir sadece doğa tarafından yaratılmış üç nesnedir ancak tanrıların tanrısı bilge Odinden daha bilgedirler! Onlar kaderleri bilenlerdir tanrıların kaderlerini bile! Kader ve zaman kavramları İskandinavların (namı diğer Vikinglerin) en önem verdikleri iki kavramdır. İskandinav halkı (prehistorik çağlardan Viking dönemine kadar ) kaderci bir halktır yani kadere inanırlar olum zamanları daha önceden yazılmıştır ve bundan kaçmak imkansızdır ancak buna rağmen kaderlerini yenmek için ölümüne savaşırlar bir şeye karsı savaşmak ve kazanmak İskandinav mitolojisinin en önemli olgularındandır. Kutsal ağaç Yggdrasil bile her gün hayatta kalmak ve evrenin düzenini korumak için savaş vermektedir.
Mitolojik efsaneler;
İskandinav mitolojisini oluşturan çeşitli öyküler vardır; Bir mitolojik efsane de Balder ve Loki anlatılır. Odin’in oğullarından Balder burada akıl sevgi ve bilginin tanrısı olarak karşımıza çıkar. Cennette Glitnir denilen bir yeri korumaktadır. Her türlü anlaşmazlıkta bütün tanrılar onun adaletine güvendiklerinden ona gelirler ve burada Balder’in adaleti sağlaması beklenir. Ve Balder adaleti yerine getirir. Loki Aesir tarafından evlat edinilmiş bir devdir. Loki ve Odin aralarında bir dostluk antlaşması yapmışlardı. Bir gece Balder kendi ölümü hakkında çok rahatsız edici bir rüya görür. Annesi Frigg su ateşdoğadaki bütün elementlere kuşlara canavarlara toprak ve taşlara Balder’a zarar vermemeleri için yemin ettirir. Böylece Balder Ölümsüz olur. Bundan sonra Aesir Balder’ı ortalarına alıp onunla eğlenmeye başlar. Ona küçük ok taş vs. şeyler atarlar. Bu yeminden dolayı Balder sadakatsizliklle karşı karşıya kalmıştır. Loki bu dramayı görünce merak eder ve kadın kılığında Frigg’in yanına giderek ona neler olduğunu sorar. Frigg de ona yeminden bahseder ve yeminin içine katılmayan tek şeyin ökse otu olduğunu da sözlerine ekler. Bunu duyan Loki hemen Aesir’e sunulmak üzere ökse otu getirir. Bunu kör tanrı Hoder’e kendi isteği ile verecek ve böylelikle Balder’a acı çektirme oyununa o da katılabilecektir. Balder’a ökse otundan yapılmış ok atılır ve Balder ölür. Aesir bu olayın suçlusundan intikam almak ister ama bulundukları yerin kutsallığından dolayı bunu yapamazlar. Balder Hel’e gidecektir yani tüm ölülerin gittiği yere çünkü o bir savaşçı değil ve bir savaşta ölmemiştir dolayısıyla da kahramanların yeri olan Valhalla’ya gidemez.
Balder Hel’den ancak Odin onun çıkmasına izin verdiğinde ve aynı zamanda yaşayan ve ölü olan her canlının onun için göz yaşı döktüğü zaman çıkabilecektir. Aksi takdirde sonsuza dek orada kalmaya mahkum olacaktır. Bu kehanet üzerine Aesir bütün dünyaya elçiler yollar.Doğaya insanlığa tanrılara ve onlara Balder için göz yaşı dökmelerini emreder. Bunu tüm yaşayanlar kabul eder. Tabii ki Devlerin kraliçesi Thork (kılık değiştirmiş Loki) hariç. Ve ağlamamak için de kesin kararlıdır. Aesir Thork’un Loki olduğunu farkettiğinde onun bu şeytanca oyunlarına son vermesi için zincire vurur. Kehanete göre Loki bir gün bir şekilde zincirlerini kıracak ve bu bütün şeytanların canavarların ve devlerin tanrılara karşı olan büyük savaş Ragnarok’ta kaybedeceğinin işareti olacaktır. Ragnarok’ta Odin kurt Fenrir tarafından yenilir. Daha sonra da Fenrir Odin’in oğlu Vidar tarafından öldürülür. Bu olaydan sonra tanrılar arasındaki korkunç savaşlar başlar. Tanrı Heimdall ve Loki karşı karşıya gelip birbirlerini öldürene kadar savaşırlar. Ve daha sonra Dünya bir ateşle yok edilir. Evren denizin dibine batmaya başlar. Bu son tekrar doğuşla kendini devam etirir. Dünya denizden tekrar yükselir yeşillenir bitkilerle dolup taşar. Aesir’in ölü oğulları Asgard’a geri döner ve atalarının yolunu izlerler. Mitolojinin önemli bir bölümü Balder ve Loki adlı tanrılara ilişkindir. Odin’in oğlu Balder zekanın, dindarlığın ve bilginin kaynağı olarak karşımıza çıkar. Balder’in Glitnir adı verilen cennette bir sarayı vardır. Tanrılar ve insanlar yasal konuları danışmak onun fikrini almak ve sonsuz adaletinden istifade etmek için Balder’in kapısını sık sık çalarlardı. Loki Aesirler tarafından evlat edilen bir devdi. O ve Odin bir dostluk andı etmişlerdi.
BÜYÜK SAVAŞ: RAGNAROK
Bir gece Balder oldukça rahatsız edici bir düş görür. Düşe göre yaşamı büyük bir tehdit altındadır. Bu durumu hemen Aesirler’e haber vermesi üzerine annesi Frigg ateş ve sudan tüm metallerden kuş ve vahşi hayvanlardan toprak ve taştan oğluna zarar vermemeleri için söz alır. Daha sonra Balder’i aralarına alan Aesirler ona ok ve taş atarak eğlenmeye başlarlar. Çünkü verilen söz onu tüm zararlara karşı korumaktadır. Loki bu durumu sezer ve durumu sorgulamaya başlar. Kardeşinin neden acı çekmediğini araştırdığında annesi ona doğanın yeminini anlatır. Ayrıca doğada yalnızca ökseotunun bu sözü vermediğini de ekler. Loki ökse otunu bulup hemen Aesirler’in arasına getirir ve onu Balder’in kardeşi kör tanrı Hoder’e kötü oyununa ortak olması için sunar. Hoder ökse otuyla Balder’e saldırınca Balder oracıkta ölür. Aesirler intikam almak isterler ancak sarayın kutsiyeti nedeniyle bunu yapamazlar. Çünkü Balder bir savaşçı değildir bir savaşta ölmemiştirbu yüzden ölü kahramanların toplandığı devasa salona Valhalla’ya gidemeyecektir. Balder ölülerin koruyucusu Hel’in eline düşer. OdinBalder’in serbest kalmasını talep ettiğinde Hel dünyada ölü veya canlı her şey Balder için ağlarsa onun Aesirler’e dönebileceğini söyler aksi takdirde daima Hel ile kalacaktır. Aesirler mesajı doğanın insanların tanrıların ve hayvanların Balder’e ağlaması için dünyaya yayarlar. Tümü buna olumlu cevap verirler; Balder’in Hel’in krallığında kalmasını isteyen dev kadın Thokk hariç (aslında kılık değiştiren Loki’den başkası değildir).
Aesirler sonunda Loki’yi yakalamayı başarırlar ve şeytani numaralarını yapmasını engellemek için her yanını zincirlerler. Loki kılık değiştiremez ama bir gün zincirlerini kırar. Bu tüm kötülüklerin canavarların ve devlerin tanrılara saldıracağının alametidir aslında. Tanrıların şafağında büyük Ragnarok savaşı başlamıştır. Odin daha sonra oğlu Vidar tarafından öldürülecek olan kurt Fenrir tarafından yenir. Korkunç mücadelelerin tanrılar ve kötü kuvvetlerin arasında yarattığı öfke tanrı Heimdall ve Loki’nin yüzyüze gelmeleri ve birbirlerini öldürmeleriyle son bulur. Dünya ateşle yok edilir ve bütün kainat sulara gömülür. Bu son yıkımı bir yeniden doğuş dünyanın denizden yeniden yükselmesi yeşille çepeçevre sarılması ve bitkilerin ortaya çıkması izler. Ölen Aesirler’in oğulları Asgard’a hükümdarlıklarına geri dönerler. Tıpkı babalarının yaptığı gibi. Bundan sonra tanrılar Odin’le birlikte devlere karşı savaş yapabilmek için yola çıkmışlardır.

Tyr’in kolunun koparılması :
Malinovski’nin deyimiyle mitsel anlatılar şimdiki yaşamı insanlığın yazgısını ve etkinliklerini belirleyen bir gerçekliktir. Tarihsel süreç bir birikim ve sıçramalar sürecidir. Mitoloji de insanlık tarihinin önemli bir parçasını oluşturur .İnsanın insanlaşma sürecinin de önemli bir parçasıdır. Son söz yerine; ”aynı koşullar içerisinde bulunsaydım bende aynı konumda bulunabilir benzeri şeyleri yapabilirdim” demeyen ne kendini, ne başkalarını anlamıştır, nede insanlık tarihini anlayabilir.”
Ayrıca bakınız:
Kimine Göre Barbar Kimine Göre Uygar: Vikingler
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder